• bilgi@tumistanbul.com
  • 0212 934 0 741

HABER DETAYI

6 Haziran 2018 12:20

İstanbul Büyükadanın Tarihi

İstanbul Büyükadanın Tarihi

İstanbul büyükada,adaların en büyüğü ve yüz ölçümü 5.4kilometrekaredir.adaların incisi olarak ayrı bir yere sahiptir.

İstanbul büyükada tarihte Megale, Prinkipos, Demonissia, Prinkepo, Kızılada olarak tanımlanmakta fakat sonraları isim değişikliğine de giderek daha sonra günümüzde Prens adası adını almıştır. Büyükada’nın trajedilerle dolu hikayesi 4. yüzyılda Konstantinopolis yani İstanbul’un Doğu Roma’nın başkenti ilan edilmesi ile Adalarda kalıcı yerleşimle başlamıştır.Prens Adaları hakkında ilk bilgiler 1930 yılında Karacabey mevkiindeki Rum Ortodoks mezarlığı yakınında bulunan ve Büyük İskender’in babası Makedonya kralı II. Filip’e ait altın sikkeleri içeren Büyükada Definesi ile elde edilmiştir.

19.Yüzyılın ilk yarısında 3 bin kadar olduğu tahmin edilen Büyükada’nın nüfusu, adaların turistlik bir mekan olmasıyla birlikte ve aynı zamanda vapurla gezintinin mümkün olmasıyla birlikte artış göstermiş ve nüfusunda da büyük oranda artış göstermektedir.  Adanın nüfusu az olmasına rağmen gelen turistlerle birlikte artış göstermektedir.

Bizans dönemin de  adalarda hem kiliselerin hem de manastırların varlığından ve yaygınlığından bahsetmek mümkün olacaktır. Bizans tarihçesi uzun zamanlara dayanmakta ve bu şekilde devam etmektedir. Bununla birlikte büyükadayı birçok turist anlatmakta ve güzellikleri gittikçe daha da yaygınlaşmaktadır.  Büyükadaya gelipte gören turistler büyük adayı övmekte ve onun güzelliklerini her geçen gün daha da yaygınlaştırmaktadır. Büyükadanın o zarif naif havası sahili eşşiz bir möanzarayla birlikte olma fırsatı sunmaktadır.

Ada’nın en yüksek yerinde yani tam tepesinde hem manastır hemde kilisenin bulunması turistler için  Buradaki ilk yapı, miladi 6. Yüzyılda inşa edilmiştir. Bu alanda birçok kise ve manastırın varlığından bahsettik. Bununla birlikte bu alanda bu kiliselerin ve manastırlarında kalıntıları bulunmaktadır.   Büyükada bu bağlamda hem geçmişe ışık tutmuş hem de birçok medeniyetlere de ev sahipliği yapabilmeyi başarmış bir mekandır. Bununla birlikte birçok yeniliklere ve birçok turiste de ev sahipliği yapan bu ada aynı zamanda yerli halk tarafından da fazlasıyla sevilmektedir.

Büyük adanın bir diğer en önemli özelliği ise şehirden ve şehrin hengamesinden uzak aynı zamanda kafa dinlenebilecek kısaca şehrin kalabalık ve gereksiz can sıkan yanından uzaklaşmak isteyenlere adeta ilaç olmuş durumdadır.

Büyükada da özellikle görülmesi gereken yerleri sıralıyalım.

Hamidiye cami ve saat kulesi

Adalar Müzesi

Rum yetimhanesi

Aya yorgi kilesi

Adakule

 

Doğayı ve sadeliği seven biri olarak en kısa zamanda büyükadaya bir huzur turuna çıkmayı arzuluyorum.Atalarımızdan bize miras kalan bu toprakları aynı şekilde bizden sonrakilerine devretmemiz gerekliliğini hiçbir zaman unutmamalıyız. Unutanlarında bir an önce ehlileşmelirini diliyorum.yok ehlileşmiceklersede bizi yanlız bırakırlar umarım.

HABERE YORUM YAP

HABERE YAPILAN YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.